top of page

ÜÇÜNCÜ KAYBIN ŞİİRİ

I

Kendi ekseni etrafında yalın bir ahenkle döne döne

Benim eksenimden usulca uzağa

Samos’tu ya da başka bir aynı ada

Almayı umduğum her şeyi vermek için o adama

 

II

Saçlarını torunu henüz taramış

Beyaz tülbentinin ucu kına

Sök dedim sök ananem benim sök

İki ters bi düz kime işlediğin oya

Hep ters hep dedim ananem ters hep bana

Sen iyileşip dedi çıkınca bu bayırdan

Pahalısını gücümüz yetmez ama

Bi adaklık alalım  ufağından

Tuttu sözünü ben çıkınca

10 yıl oldu inemedim o bayırdan aşağı hala

Tut dedim tut ananem elimi titriyor kırık bacaklarım

O da öldü ruhu şad olsun bi başıma kalakaldım

 

III

Aşağıdakilerden hangisi ortak noktalarıdır

Yunan Adaları’nın ve çıkılınca inilemeyen bayırların?

A) Yalnız I

B) I ve II

C) II ya da III

D) Hepsi

16.07.2025

HERKES ÖLÜ YALNIZCA KANITLAYABİLENLERİ GÖMÜYORLAR

Sor, su ne yöne akar
Kim diker yanan ağacı yerine
Bir sabah böcek olarak uyansaydı Raskolnikov
Manadan yoksun mu kalırdı Gregor
Ben de biliyorum tarlalarda yetişir çocuklar
Yetiş, çavdarlar biçilmeden önce aynı telaş ile
Düşün, hangi telaş diye
Aranıp duruyorsun, yok işte
Ne bir hedef ne bir cevap
Tut, sana bir balta
Bilenmiş içi dolu boşlukta
İnsanı en çok boşluk korkutur
Vur, boşluğun böğrüne
Biri ölünce şiir, aranıp durmaz
daha kolay mana bulur.

10.07.2025

BİRAZ NİTRAT BOLCA KÜKÜRT

sana artık şiir yazmıyorum
bu seni üzer mi
kazı kazan oynuyorum hep bir dolu iki boş
tersi olsaydı mesela
fark eder mi
 

Aynı tufanın bekçisi
Aynı Allaha şirk
Aynı güneş hem ısıtan hem kavuran
Al bu testiyi su yoluna geldik
Su yolunun sonuna
Şu yolun sonu
Kırılmazsan bir saki belki şarap
Belki keskin sirke küp
Doldur döküp döküp
Şiir mümkün şimdi gibi
Çoğu zaman laf ebeliği
Kalanında yük
Beş küp beşinin de kulpu kırık küp

12.07.2025

ZARFIN İÇİNDEN ÇIKMADI

İspermeçet için yüzgecine değeninden fazlası
israf değil mi ki koca okyanusun
Günde bir iki kez ya işler ya işlemez paslı mafsal
Yine de
Korkuyorum ya rızası yoktuysa
gelmeme dünyanın
Bu yüzden suratı bir karış asıksa sabahın
meymenetsizse dağları falan hep bana doğru
Bir gün yüzü yahut bana açılmış bir çiçek
                                                                          belki.


 

*: Şiire başlık, elzem.
09.06.2024

HİÇBİR ŞEY HAKKINDA

YEDİ ŞEY

  1. Kılıç balığının sadece haziranda lezzetli olması

  2. Pacific Ocean'daki her  “c” harfinin farklı telaffuz ediliyor oluşu.

  3.  Aralık 2018 itibariyle ülkemizde (ben dahil) 232861 Süleyman’ın daha olması

  4. Ekim 2024'teyiz üstelik

  5. Beklemek. Aşk böyle mi olmalı mesela

  6. Ğ ile başlayan bir kelime bulma azmi (ilkokulda)

 

Keşke kaburgan olmasa kadar ölüyorum acıdan

Yine de nasılsınların cevabı hep hazır iyim olarak

Açılmak icat olmasaydı mesela, hiç ama ta en başından

Kapılar hep tek yöne tek kullanımlık olurdu: kapatmalara

 

O: - Nelerden hoşlanırsın mesela

Ben: - “Verev” sözcüğünün tersten telaffuzdan en çok

O: - Ne demek ki o?

Ben: Meyilli.

O: Nereye mesela

Ben: Durduğun yöne, bir süredir.

 

Hiçbir yönden söylemesi zor geliyor O’na R’leri

Tutturdu kediler iyi, serçeler eh işte ve düpedüz kahverengidir diye pisliğin rengi

Hep sabit fikirlidir bütün sarışınlar gibi

Serra, isminin ilk beş harfi ve sarı saçları kadar saçma sapan biri

Saçma sapan güzelliği, saçma sapan zarif elleri

Adında taşıyor söyleyemediği saçma sapan R’leri

 

Yörüngede saat, şaşmaz; zaman menfur ama kokmaz

Seni seviyorumun nedir Lagranj noktası

Öncesini bilmek arzusu sonrasını merak niye mühim değil bugün mesela?

Bugün, yarının öncesi; dünün, sonrası değil mi?

Seni seviyorum, bil. Bugün üstelik. (7)

25.10.2024

TELEFONUN ÇALIYOR

HEPSİNİ AÇ

Saydam.

Çağatayca’dan kopup dilimize yerleşmiş.

Bir süre kırık vazonun önünde oturdum. İnsan kırdığıyla ne yapacağını bilemiyor.

Süpürüp adi bir faraşla… (Ne büyük kötülük.)

Birleşmesine imkân da yok. (Beklemenin çirkin tarafı yine entropi)

Şifonyerin üstünde açılan boşluğa yeni bir vazo, resimlisinden çerçeve yahut? (Bu daha büyük kötülük)

Rabbim, ayaklarım adım atmak için yaptınsa, bana yön de vermeliydin.

Günlerdir bir küfür gibi oturuyorsam evde, elinde bir çiçekli vazo, kesinlikle gelmeliydin (yine Rabbim)

Deşip kaburgamı içinde taş mı var diye bakma (bir süredir şeffaf bedenim)

Not: Fragile! Fragile! Fragile!

 

Şiir eski madeni paralara benzer, geçmez.

Yeterince bekleyince antikadan işlem görür, şaşmaz.  

‘‘Kimselerin vakti yok durup…’’ (Telif içerir!)

 

Biri: Ne yazacağım şimdi?

Ben: Ne hissediyorsan onu?

Biri: Hiç!

Ben: Bu iyi bir başlangıç cümlesi.

Yine Ben: Şimdi bunu al, bununla şiir yap.

 

Sana Cumartesi gecelerini ayırdım. Kalan 6 gece ve 7 gün benim.

İşte bu miktar büyük hiç'liğim.

Beni tart, kütlesizim. Üfle rüzgâra karşı, pisi çiçeğiyim.

Beni al kendine, benimle sevgili yap.

Eş yap, baba yap iki çocuğa, okul okut beni, şiir söylet bana, şarkı dinlet

Sinemaların kalabalığında, telaştan kaybet beni

Sapa bir yola tabela dik beni (tercihen çıkmaz sokak)

Tercih et beni! İlk beni!

İhbar et beni: Bu soysuz sevmedi (ahlak polisinin vardır bununla ilgili bir masası)

Bu soysuz durmadı sözünde (yine)

Sonra terk et, beni

Şiirinde bir dize ol bu soysuzun

 

Daha bitmedi. En güzel cümleleri sona sakladım.

Fakat yazmak için birleşmesini bekliyorum vazonun [(hala) + (ilk ‘a’ şapkalı)]

09.09.2024

GÜL DİKMEK İÇİN DEŞİYOYORUM DEDİ BAĞRINI

-İNANDIM

Ölü eğlemeyi severiz

En çok da İbrahim sever

Bir elinde çoban sopası, kabir deşer

Diğer elinde cüz, hatim iner.

Mezar başlarında çeşit çeşit cesetler

Derin kol hiza, hep bir ağızdan aynı marş:

“Ölmeye değil, olmağa geldik”

Bu dünyalık, helallik, altın varak, ak cibinlik

Herkes sözünü söyleyip göçecek, bu:

“Gott ist tot”

 

Biri: -Koluma bir sandalye dövmesi istiyorum, 11 çizgi.

Ben: -Bir yere oturup dünyaya bakmak?

Eşyanın basit tasviri?

Medeniyetin ilk izinin yorulmadan oturup dinlenmek olması?

Nedir sandalyenin felsefesi?

Yok, dedi sadece seviyorum sandalyeleri.

Aklında tut, Dünya kutuplardan basık ve Ekvator’a doğru kişiseldir

 

Küle bulanmış nohutu yemişler içinden Şah-ı Merdan seçtim

Kabul edenler? Oy tekliği ile kabul edilmiştir.

Fakat burada bekle

Şeytanlarımı besleyip geliyorum

Yemiyorlar öyle her günahı.

Tekilliği sayarak, mutlakıyeti sınayarak

Türlü helakı, olarak

Bildim.

 

Orantısız ayaklarıyla salondaki biçimsiz koltuğun

Hep aynı köşesine ayak serçe parmağını vurmak

Arada bir çıplak ayak

Yere saçılmış legolara basmayacaksak

Neye yarar Hayyam’ı anlamak

 

(Tuttum ya çene kemiğinden başını göğsüme)

“Yüzün her zamankinden bir fazla

Yüzün ellerimin ayasında

Dönüp dönüp gülüyorum sana

Nedir dedi Hayyam bu yaşamak”

 O akşam yaşamak, avuçlarımın arasında

27.07.2017-16.08.2024

MÜMKÜNKEN YAKANDA BİR KARANFİLLE ÇIKACAKTIN KARŞIMA

Entropi.

24.08.2024

KILICINI DA GETİR BELKİ BERABER DEŞERİZ

Unsur, eksik

Söz, yalın

Baht, kara

Benden olmayacak

Rab tüm olurları versin

Almak gayesinde olana

Kaçmayı, özlemek; durup bir yere bakmayı, memleket sandık

Tavşanlar 15 yıl yaşar, beyaz olan hariç

O hep erken ölür, kahrından

Her şeyi birazcık uzun yaşatmayı kar saydık

Rab, sakıncalı

Gemiler,  menkul (kendinden)

Ve celle, senauke ( S, peltek)

İnsan

Kaç

Yıl

Yaşar İbrahim, (dürüst ol)

Yanağında kül lekesi tebessüm sandığım

Öpüldüğünü duydum, fazlasını gördüm

Tül korkuluklu asma köprüden aşağıya

Düşersem muhakkak hatırlarım

Ben lazım olmayan her şeyi hatırlarım

Deş belleğimi.

İnsan

Kaç

Yılda

Unutur İbrahim (sessiz ol)

Bir bacağım seyirmese

Caddelerin taşıdığı kalabalığı

Ben de taşırım.

22.08.2024

AĞZI TAŞA DEĞMİŞ KESERİN SAPINI TUTAN EL OLARAK YAZIYORUM

Ölümlerle bilenmiş ömrün keskinliğini kime doğrultsam, kanar.

Ayaklarından tutup bir mezarı baş aşağı silkeleyerek

Cesetler dökmek istiyor canım ruhsuz meydanlara

Ne demişti çocuk:

“Ol dedi olduk budur icmali

Öl denemeden öldük budur tafsili

Yan demeyince Kahhar

Yanılgının alazladığı o kor

İbrahim’i nasıl yakar”

Söyle o zaman çocuk

İbrahim’e gül olan ateş, Jeanne d’Arc’a niye har?

Sana kırlardan çocuk kemikleri topladım

Kucağına buket diye düresin

Kesik bileklerimden gerdanına yüz görümlüğü kan damlattım

Çarşılarda pazarlarda gururla göğsünü geresin

 Fazilet takvimlerinden öğrendim

Ömrün yaşanan değil tükenen bir şey olduğunu

Münker’den değil Nekir’den değil

Beraber gömülmemekten korkarım, bilesin.

Sela ile verilen salık, bakır güğüm, ölü beniz, taş kesmiş kalabalık,

Tükürür gibi savrulan helallik, bir de su var ortada kaynıyor, boz bulanık.

Yetişir dedi imam, acele edersek gömeriz, daha hava aydınlık

Gömülmekten değil, çürümekten değil

Berzahta seni beklemekten korkarım, tez gelesin.

19.02.2024

ONA VE EN ÇOK SANA TEŞEKKÜRLER

Antropolojinin en kalın çizgisine yaslarsam

Anlarım kambur sırtımın eğriliğini

Latince ve Arapça uyarılar asılır sevgilim:

“Tekke ve zaviyelerce mühür vurulmuştur kapınıza!”

Yürekli ol!

Lazımsa, benim her dinin müceddidi

Ancak sayarak bulurum hiçliği

Saydıkça azalır artacağı yerde

Sayarak buldum bütün nalları eksik bir atın

Sürdüm saltanatını bayırın

Sürdüm şahlandıkça atım

Sürdükçe efendisi oldum

Çürümüş etin ve kokuşmuş zerzevatın

Beni yargılayacaksanız

Bir de bunun için yargılayın:

Kırdım mührünü bütün kapıların.

Ne demişti çocuk:

“Ben çapasız küreksiz

Kim biner teknemize

Sen iskelesiz deniz

Fırtına neyimize”

Razıyım ben beyhude savrulmaya

Kâğıttan gemiler yaptım sana

Kâğıttan mürettebat

Nereye gideceğini bilmeyen

Korkak bir kaptan

Üstelik o da kâğıttan

17.01.2024

BU DİZELERİN MARTIN HEIDEGGER’LE HİÇBİR İLGİSİ YOKTUR

Kurt falan bilmiyorum ben!

İnsan insanın suyudur.

Okyanusun ortasında bir damla suya muhtacız hepimiz, sen de.

Yalnızlık falan mı? Değil, değil!

Sadece el ilanları, indirim kuponları (%50’ye varan!).

Hepsinde çocuk adları yazıyor, fazilet takvimi gibi.

Daha büyük puntolu, daha modern, çook daha illegal.

Bir duvar, üzeri çentiklerle dolu, çocuk mezarları soldan sağa mı okunur?

 

Birlikte atlayalım çünkü kimseyi tek başına boğmaz bu deniz.

Lütfen size gönderilen beş haneli kodu giriniz.

Hepiniz, gerilla marşlarında kısık sesle söylenen illegal ülke adları gibisiniz.

Ben mi, ben de!

Caddesizliğimizden değil, biz hep dar sokak severiz, polis seyrek olur.

Eyalet eyalete geliriz belki, boğaz boğaza, diş dişe

Güneyli olursun sen ben kuzeyli, süngü süngüye

Bunu biliyorum bak, özerklik aşağıdan yukarıya okunur.

 

Derinine bir bilgi biliyorsun, tut ve çek kendine

Bunun sonu hep gelir, hep eksilir, artacağı yerde

Bi duvar var içimde

Sen çentik hesabı toplamayı biliyor musun?

Ben bir tek çıkarmayı biliyorum,

Kafamı MPT Yetmiş6 ile dağıttılar, günlerdir toplayamıyorum.

Devlet de yardımcı olmuyor bana

Çünkü hep online hep aylar sonrasına randevular

Hala bir jilet kadar keskin mi 90 model toroslar.

toros küçük harflerle yazılır ve daima yukardan aşağıya doğru okunur.

2022

SENİ NEDEN SEVMEYEYİM Kİ

Kuş var hep bahçende senin
Atılmak için kuşlara
Ekmek kırıntıları hazır masanda hep
Islak ve bayat

Bir elin öbür eline değdiğinde
Bütün hayatlar maviye boyanıyorsa şayet
Öyle ya, bir elinde mavi olmalı senin
Öbür elinde hayat

Kuş var hep bahçende
Kanatları çalı gibi gür, kanatları buz gibi keskin
Ama uçmaları ayıp

Otursam da Ay'ın alnında ben
Bir gökkuşağı çizicisiyim
Her rengim tamam,
Mavim kayıp

Bakmayacak insanlar artık
Eksik bir gökkuşağına
Neden, niçin bakılsın

Mavi var bir elinde senin diyorum
Durma
Bütün kuşları maviye boya
Bırak birinin kanatları gökkuşağıma takılsın

2016

HAFTA İÇİ BULUŞMA FİKRİ FEVKALADE KÖTÜDÜR

Aptalca sorular soruyorsun, cevapları muazzam mühim 

Sırtına saplanmış kara bir kedinin  

Yalpalayarak açtığı boşluktan içeriye

Beraber bakalım istiyorsun, ben körüm.  

Kim malulse ferasetten, en çok o düşecek içine 

Urganlar bağlayıp zarif ayak bileklerine 

Sarkıtsan da o boşluktan içeriye

Kimseyi çekemeyeceksin, ben varım. 

Açlıktan öldüğümüz bir Perşembe akşamı 

Cenazemiz yemekli: Gökyüzünden parmak patates yağacak 

Elma dilim olsaydı diyeceksin en azından birazı 

Usulca kesip çıkardığım illium kemiğinden mezar taşı 

Pau ferro gitarından oyma bir lahite gömülmek fikri 

Sahip olunmayacaksın, savaşılıp hak edileceksin 

Kartondan miğferim, ipekten zırhım var benim 

Senin Tiger tanklarına nasıl direnirim 

Keşke bana aşık olsaydın, ben seni eğlerim. 

Kalçana bakmayı hep unutuyorum 

Ama bence çok güzel ellerin 

Bütün hevesimi çalan çirkin çirkin adamlardan örülü 

Daracık bir avlunun içinden, nasıl çıkarım bilmeden 

Gerilla marşlarındaki illegal ülke adlarından birine denk düşmüş gibi 

Devletin bile duymayacağı kadar kısık sesle bağırıyorum: 

Ölme sakın, hava serin! 

25.11.2023

ZEH*

Kendi küçük dünyamda

Her zamankinden biraz az

Perdeler arasında gökyüzü

Entariler altında kadın bacakları

Kırmızı bi' bantla sarıp kaba yerlerimi

Üzerime kuşam diye giydiğim etiket: fragile

Kurtağzı bağlamak nafile

Dikelip, bacaklar bağlıyorum kendime

Eğilip, öpüyorum kasıklarını yine

Sonra hep bir ağızdan

En az yedi en çok dokuz

Fil suresini 'tayran' demeden okuyoruz 

 

Bacağın, diz kapağın ve ayak parmakların

Bir yerden başka bir yere gidilmeyen yol

Bir yerin gediklisi olmak

Bütün cesaretimle dönüp dolaşıp aynı yere varmak

Bütün uzuvlarını tutup çekiyorum kendime

Bütün şaraplar boynuna

Oradan sırtına dökülüyor

Bir yudum daha içiyorum bel çukurundan

İçilince bütün şaraplar senin gibi kokuyor

Gün aydı ayacak

Henüz bitmeden gece

Bütün cüssemle eğilip, öpüyorum kasıklarını yine

 

İki ayrı nehiriz aynı yöne giden

Menderesler çiziyorum ben

Senin akışın sert

Gün gün eritip tüketiyorsun

Sırtını yaslandığın her engebeyi her taşı

Beraber dökülsek de aynı vadiden

Aynı deniz almaz bizi, biliyorum.

Yetişemiyorum sana sevgilim, sen git

Ben azalarak geliyorum.

2021

BİR YERE ŞERH DÜŞÜLMEMİŞSE
YAŞANMAMIŞTIR HAYAT

Kitap okurdu,

Beğendiği cümlelerin altını

Sarı bir cetvel ile ip gibi incecik çizmek için.

Defter tutardı,

Başka şehirlerde, gidilince gezilecek

Yerleri bir bir yazmak için.

Ne dönüp bir daha baktı o cümlelere

Ne kalkıp gitti şehrinden başka şehre

Nalın bir zihni vardı

Açık, ferah, sert, rahatsız ve demode.

Kurşun dökerdi babaannesi

Ayda en az iki gece

Oysa ne nazar değecek bir çift göz görürdü onu

Ne nazar değilecek bir yanı olurdu.

Yalın bir hayatı vardı

Mutlu, bildik, sakıncasız ve beyhude

Öyle hayalleri yoktu

Evlenip bir kocaya karı

Ya da ana iki çocuğa

Meyvesiz ağaçtı

Bir gün bohçasını bile almadan

Babaannesine bile sormadan

Davulcuya zurnacıya muhtaç olmadan

Bi' başına, evinden dünyaya doğru kaçtı.

2023

TAKE AWAY

Bu sabah okudum

Kanun hükmünde kararname ile

Pek de resmi olmayan bir gazetede

Pejmürde kelimesinin yasaklandığı yazıyor

 

Biliyorsun değil mi?

Bunca zamandır,

Küçük bir çocuğu senin için büyütüyorum.

Reyonların birinde süper emici

Ultrauzunhijyenikgecepedi olarak

İndirim günlerinde satılmak için bekliyorum.

Deniz anaları kadar şeffaf bedenim.

Olmasa memelerim, evet beyim, görünmezim.

Her sabah evden çıkarken diz kapaklarımı örten eteğim,

Okul kapısında belime doğru kıvrılıyor.

(Kendim için bir not: Ölme sakın, Hava serin!)

Kaba yerlerimden kesilip, işlenen etim,

Bir sonraki anons için istifleniyor:

Şarküteri reyonumuzda indirim başlamıştır!

Burada kendime bir yer ediniyorum.

Soğuk zinciri bozulmamış hemcinslerim:

Baton sucuk, dana jambon ve pastırmalık antrikot

 

Devlet eliyle hepsi kaldırılıyor

Trafik ışıkları, reklam panoları, yer-yön tabelaları, cadde adları

Yerlerine kuşe kağıda baskılı aynı cümle yazılıyor:

Away From Keyboard

 

Yine de sen haklısın,

"Ne alakası var!"

Cümlendeki temellendirmenle.

Ne ikna edici ne kadar da derin!

İşte bir kere daha sana hayranım, sevgilim!

2022

DİKKAT ET ALİCE!

Her şerh'e olur salan benim
Görmeseniz de bu döngüyü, müzmin
Her gölgeye ağaç diken benim
Şimdi bir elim göğsünde, öbürü yalın
Yalnız öbürü için beni yargılayın
Şimdi, tam ortasında bir meşgalenin
Biraz seküler biraz mütedeyyin
Olacaksa hemen
Olacaksa burada
Yoksa
Başka'lara ihtiyaç hasıl değildir
Şimdi, bir elimde müstehcen
Öbüründe mavi
Değecekse değsin, mora, yeşile, kızıla
Değecekse şimdi
Değecekse burada
Mora, yeşile ve kızıla
Çalacaksa çalsın
Ben nasıl bilirim göğsünü göğün
Bütün güzel kadınları aynı yerinden
Öpeceksem
Öpeyim
Şimdi, burada
Ben nasıl bilirim hangi renk katışır hangi kadına
Her şerhe hasıl olan benim
Bensem,
Göğü, renginden; göğsünü, ellerimin terinden bilirim
Sureler, lisanlar, ve at nallarını yerinde tutan mıhlar
Hepsi aynı, aynı münhem zihnin ürünü
Hepsi aynı evrene tabi

Yorulunca terleyen
Utanınca terleyen
Korkunca terleyen
Aynı evrene tabi, öpünce terleyen bu ellerim
Aynı evrene tabi ellerimden artan bedenim
Hangi sure
Hangi lisan
Hangi mıh
Yerinde tutar savrulan zamanı:
Benim münhem zihnim,
Kadınları, maviyi ve mıhları aynı şerh'e tabi tutan benim.

25.11.2023

KEDİ, GECE, TAYLOR VE DİĞERLERİ

Betty: Korkaklık ediyorsun ama 

Ben: İnsan bilmediğinden korkmaz mı?  

Betty: Aptal bir sineğin döne döne aynı cama vurması bu 

Ben: Sen sineğe üzülüyorsun, ben camın kırılacak olmasına 

​26.11.2023

 İSMET ÖZEL ŞİİRİ YAZMAK

Ruhunu gövdesinde

Gövdesini esvaplar altında saklayan ürkek insan

Bak hürsün artık

Nerededir çeperinden kalay sızan bakır kalbin

Ey kara kubbenin üstüne uzanan mahdut mavilik

Bak karardı ufuk

Hanidir dinginliğin

Sanmayın ki ben

Sırtımı taburlara alaylara

Elerimi tüfenklere buladım

İlkin ben dizildim idam mangalarına 

Gözlerim bağlı göğsüm kabarık

Çürümüş etleri kuşam

Her yanı yarık her dikişi yırtık

Kırık kemiklerden edevat

Tenime uladıkça uladım

Ben ölümün ve kederin yavrusunu

Cürmün ve irinin larvasını

Oğullar dolusu, yedikçe yedim

Bana sebat bana sabır yoktur artık.

2021

 KUŞ GİBİ

Şuracığıma bir kuş tünedi
İki ciğerimin arasını yuva belledi
Öylece kıvranır durur
Yaralı besbelli
Ne kanatlarında hal kalmış uçmaya
Ne ölmeye niyeti

2013

 AYNI EVRENE TABİ

Marifetiyle elin, her bir kara parçasının engebelerini düzelterek

Yalnız, yalın bir ömrü; doğrultmak, dikeltmek

Ben buradayım diyebilmek, görülmek için bir müddet, birkaç kişiye

Birer birer yıktım sekileri, birer birer ovaları, meraları

İçimde alazlanan her ne idiyse onun harıyla tutuşturdum anızsız tarlaları

Çelikten bir çizmeyle arşınladım bütün bayındırları

Çelikten bir balyozla, defaatle vura vura,

Birer birer yıktım, evleri, hanları, sarayları

Ben buradayım diyebilmek için

Yarılsın diye gökyüzü, yarılsın da düşsün yıldızlar toprağa

Her gece dürttüm dünyanın karnını uzunca bir kargıyla

Ne selam durdum kışlaya, medreseye

Ne bağdaş kurdum kiliseye, camiye

Dağları dik tutan hangi kuvvettir bilmeden

Dağları ben alaşağı ettim, düzelsin diye yeryüzü, düzelsin de

Yeryüzünün her yerinden görülebileyim diye

Bir müddet, birkaç kişiye

2020

bottom of page